TheMuder

25/9/2009 - İnsan.

Bu yerdeki beton, bu koku, etrafına sinsi sinsi bakıp ilk gün heyecanıyla yanıp tutuşan bedenler, hepsi yabancı bana. İnsanların hepsi de birbirine yabancı, tepki çekmekten korkan tavırları var, ezilmekten ve toplumdan korkanlar. Hiçbiri çok yüksek derecede güçlü olamadı üstelik. Kendilerine güvenen bakışları vardı, beni ezemezsin tavrı hani. Sen gelirsin, ona bakarsın ve sempati duyarsın, ya da duymazsın. Herkes öyleydi o gün, sanki herkes içine kapanık, belki bunları okusalar, benden nefret edecek kadar reddedici duygular. Şu ana kadar, asla bir günümü anlatmadım, klasik değişmeyecek, günümü anlatmayı sevmem, olayları anlatmam, bakış açısına değinirim. Davranışları ilgimi çeker, onları anlatmayı severim. Her insan gibi, o duyguları yaşadım. Güçlü olarak gördüm kendimi, her insan da kendini biraz öyle görmek ister, biraz tepeden bakmak, biraz küçümseyici tavırlar, sempatik olmak, karşındakini güldürmeyi başarmak, veya yanına birisini alıp bir başkasından nefret etmek...ama birisi olsun yanımda, ve yine böyle bir günde, birisi vardı yanımda, çok sevdiğim birisi. Bu yüzden, biraz daha rahatlatıcı nedenlerin ardına saklanabilirdim, ya da her insan gibi başımı öne eğip, birisinin benimle iletişime geçmesini isteyebilirdim, ama istemedim, ya da o an, ne istediğimi bilemedim.

Bana göre, farklı bir topluma girdiğinde, değişen 3 insan tipi vardır. Birincisi, fazla sosyal olanlar. İletişime kolayca geçip, çok rahat hissederler kendilerini. Ancak tepki göreceklerini bilmezler, ve bu yüzden de bilmeden riske girmiş olurlar. İkincisi dengede olanlar, yanlış bir hareket yapmazlar, çevresindeki toplumu güldürmek isterler, sempatik olmak isterler başka bir deyişle, zamanla iletişime geçerler, asla hemen değil. Sonuncusu ise berbat sanırım, asosyal insanlar. Başını öne eğip bekleyenler, en ufak tepkide bunu asla unutmayacak olanlar...sizden bahsetmek bile istemiyorum. Peki neden bunlardan bahsettim öyleyse? Sadece gördüklerimi yazdım, 3 davranış biçimini de sergileyenler, bir araya toplansa, ve onlardan iletişime geçmeleri istense...tam olarak buydu gördüğüm, ve göreceğimden emin olduğum, cümlemi tamamlamama bile gerek kalmayacak kadar, buydu.

Ama ben riski çok sevemedim asla, normal bir insan davranışı sergiledim, tepkiden de korktum. Ama korku, sesini çıkarmaktan çok öte bir şeydi, sanki öne geçme çabasıydı...bu yazıyı yazıp da kendimi rahatlatmamın asıl amacı aslında bu, neden öyle bir çaba vardı, neden hata yaptım ve korktum. Hafif bir yalnızlık geldi, meltem rüzgarına benzeyen, sonra kendime fısıldadım, korkak...yazdıklarımla uyuşmadı davranışlarım, bir bakıma tabii ki, ve diğer yandaysa, bana yakın olanlar, farketmediler. Boşver dedim kendime, ve sesim fısıltımın önüne geçti, sadece devam et, yaşamaya, yanındakini bağrına basmaya ve adımlarını atmaya. Sorun da buydu, adımlarım zayıflaşırsa, kendime öldürebilirdim, daha da kötüsü, geri bile adım atabilirdim. Aynada yansıyan suratıma baktım, sinirliydim, kendime kızmıştım. Bir düşünce buldum sonra, onu kabul ettim, uzun süredir de uyguluyordum. Aynadaki yansımam bana gülümsedi, ve dedi ki...asla, geri adım atmayacaksın.


Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Önemli olan, Tanrı'nın bir enstürüman yaratmış olmasıdır, insan denen bir enstrüman.Ancak yarattığı müzik enstürümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır.Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel bestelerini onunla bestelemiştir.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    Blogcu Yardım
    cyristal
    janedoe1