23/11/2009 - Neden?
Açıkçası, insanoğlunu anlamak asla bir amaç değildi. Ne yaptığınız, neden yaptığınız ve sonucunda ne görmek istediğiniz...ilgilenmedim açıkçası, ancak içinde buldum kendimi, sanırım bu bir zorundalık. Her şeyi, yaşayarak öğrenmen gerekir, kimse sana bir şey dedi diye, ona inanma. Dediklerine inanabilirsin, ancak onlar dedi diye değil, ilerde kendin demek istediğin için. Kısa ve temiz bir soru sormak istiyorum, sizin davranışlarınızın, elbette mantıklı bir açıklaması var, benimkilerin de öyle. Her ne kadar benimkiler oldukça saçma gözükse de, gerçekten anlatmak istediğim bir şey var bu gece. Sanırım, bu gece, aslında bu ay ışığı, benim gördüklerimi göstermiyor size, ben bunu açıklamak için yazmaya karar vermiştim tam 1 sene önce. Neden? Ben sadece basit bir insanım, hayatta herkesin basit olduğunu düşünen basit bir insanım üstelik. Eşitlik bu yüzden varolmalı, insanlar abartıldığı için diğerleri daha küçük. Kimsenin küçük olmayacağını ve olmadığını biliyorsunuz elbette, uygulamaktan kaçınmadığınız halde. Ben sadece, insanların yaptıklarından ve söylediklerinden dolayı yargılandıklarını düşünürüm, ve işte, ben bu yüzden basit değilim. Yeterince yüzeysel bakıyorsanız sizin kadar basitim, daha da yükselirseniz karşımda, daha da basitim, ancak biraz derine inerseniz, asla basit değilim.
Asla konuyu anlamayacaksınız, çünkü asla tek bir konu seçmiyorum. Bakın, işte bu bir bakış açısı, sizin yanlış bakış açınız. Üstelik ben, bir sistem adamıyım. Bir düzenim var, uzun zaman dilimlerini kapsıyor. Her adımımı, ona göre atarım. Siz monotonluktan nefret edersiniz, bana koca bir gün içerisinde, dün yapmış olduğunuz şeyleri gösterirsiniz, dün yapmış olmadığınız şeyleri görmezsiniz ancak. Bugünün, yarından her zaman farkı vardı, sen yarın ölebilirsin. Ben bugün, bu yazıyı yazıyorum, dün ya da yarın değil. Düzenden nefret edersiniz, evet. Her şey aynı giderdi öyle olsa, bir sistem olsa, basit bir sisteminiz var hayatta kalmak için, ancak gerisi, hayatın size neler getireceğiyle alakalı. Sıkıcı, değil mi? Asla sıkıcı değildir. Neden mi? Çünkü asla, geçmişte yaptığınız birkaç doğru hareketten dolayı, yüzünüze sıcak bir gülümseme yayıldığını bilmezsiniz. Siz burda olmazdınız, tek bir hareketi yanlış yapsaydınız. Bu kadar düzenli, ve birbirini tetikleyen olayın içerisinde, bana sıkıcı olan şeyler anlattınız, hayatı görerek öğrenmek istediniz. Öyleyse, Dünya'nın en büyük yalanına hoşgeldiniz. Hayat size bir şey göstermez, bu evren asla basit değil çünkü. Size bir şeyler öğretmek, sizi kendi içine sokmak ve hayatınızı bir parça olsun iyi yapmak için bir nedeni yok çünkü. Hiç kararlarınızdan memnun olmadığınız oldu mu? İşte, o zaman öğrenirsiniz. Şu an, görmeniz gerek, bunda hayatın bir parçası yok, evrenin hiç yok. Evren sizsiniz, hayat da siz, siz yaptınız, ve siz pişman oldunuz, öyleyse evrenin ve Tanrı'nın verdiğiniz kararlarda bir payı yok. İnsanoğlu, bütün suç, her zaman kendinizdeydi. Aptal ölüm hikayeleri, sizin ürününüz, birkaç kişi acı çekiyorsa, sizin yüzünüzden. Anlamalısınız, size her zaman kötüye gittiğiniz söylenir, sizi batırırlar. Neden? Çünkü, daha fazlasını görmenizi istemezler. Basit bir hatadan dolayı yargılanırsınız, tüm suç üzerinize atılır ve telafi etmeniz istenir. İşte sizden bu istendiğinde, sizler birer köle olursunuz. Size, ne yapmanız gerektiğinizi söyleyenlerle dolu etrafınız, onlar en doğrusunu mu yaptı sizce? Asla en iyisini yapıp yapmadıklarını bilmiyorsunuz, neden inanıyorsunuz, düşünmelisiniz. Size ne yapmanız gerektiğini söyleyenlere cevap vermeyin, çünkü eğer cevap verirseniz, onlar kazanır...ve siz, asla neler yapabileceğinizi bilemezsiniz.
İnsan dolu bir odaya girdiğinizde, neden kendinizi kanıtlamak istersiniz? En büyük asla siz değilsiniz, çünkü, herkes aslında en büyük olmaya çalışır, herkes kendisi için, en büyük olmak zorundadır. Bu düzeni işletenlere birkaç sorunuz var elbette, düşünmek istiyorsunuz. Ancak, o gün geldiğinde, soramayacağınıza eminim, öyleyse, konuşmanız asla bir çözüm değildir. Konuşmak, tek başına bir hiçtir, evreni değiştiren, yaptırımlardır, yaptıklarınızdır. İnsanlar konuşur, bu şekilde anlaşırsınız. Kimse konuşabildiği ve sizi etkilediği için bir hiç olmaktan kurtulamadı, çünkü, asla konuştuklarının ötesine geçemedi. Ben, size bunları söylüyorum, sadece ben söyleyebilirim.
Neden? Çünkü, ben bir hiçim. Hiçlik ve büyüklük arasındaki fark, yaptırımlardır. Siz, aslında anlattıklarım yüzünden etkileniyorsunuz. Bu ve diğer yazılar, bir hiçtir. Asıl önemli olan, ve beni bir hiç olmaktan kurtaran, yaptıklarımdır. Tam olarak bu yüzden asla bir hiç olmadım kendim için, evet, yapabildiğim için.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/11/2009 - Serzeniş.
Aslında o da değil, ne olduğunu bilmiyorum gerçekten, rahatlamaya mı ihtiyacım var, yoksa ne yapacağımı bilmiyor muyum, ya da her şey eskisinden daha güzel, evet, daha da güzel.
İnsanların çoğu, hayatları boyunca çok akıllı olduklarını düşünüp hiçbir şeyin onları yıkamayacağını ve düzenlerini değiştiremeyeceğini iddia eder, her şeyi gördüklerini ve görebilecekleri şeylerin, onların altında ezileceğini sanırlar. Aslında hiçbiri olmaz, hayat değişir, aptalca bir savaşa atılmak için hazırlanırsınız, hayatta kalma savaşı. Benim serzenişim bunlara değil, insanların bencil olmasına, bencil olarak bizim farklı şeyleri zor yollardan görmemizi sağlamalarına, herkese ve hepsine, benim durup düşünmeme sebep olacak herkese. Bunda son derece haksızım, gerçekten biliyorum, çünkü aynı zamanda bunu yapan insanlar, neden ve nasıl yaptıklarını da bilmez. Bu yazıyı yazma amacımı bilmediğim gibi, az önce okudğum ve etkili olmaya çalışan birisinin dudaklarından dökülen ve benim gözlerimde canlanan kelimeler gibi, asla etkileyici olamayacak, kibirli o ve onun birçok benzeri gibi. Şu an hayatı öğreniyorum, öğrenmek istiyor muyum, kesinlikle evet, ancak kontrol etmek de istiyorum. Bir sürü düşünce akıp geçerken ve ben, içlerinden en doğru ve gerçekçi olanları seçip sizlere uyarlarken, ne yapmam gerektiğini öğreniyorum. Aslında basit değil her şey, bugün ne konuştuysak, yarın gerçek olmayacak, kimse dediğini yapmayacak, eminim. Herkes dediğini yapsa, düzen bozulur, kimse anlayamaz, konuşanlardan başka. İşte tam olarak da bu yüzden, biraz korktuğunuz için, biraz da aptal beyninize afrodizyak etkisi yapan şeylerden dolayı, bugün konuşulanlar asla gerçek olmayacak.
Görmek istiyorum, ne kadar dürüst ve kararlısınız, gerçekten düşünerek konuştuğunuzu varsaydığımda, bunu bana kanıtlayabilecek misiniz...İçimde beni yemek isteyen bir şey var, aslında serzenişim tam da bu yönde, bunu yoketmek istiyorum. Ben bunu yapmak zorundayım, ama sorun şu ki, ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. İçimdekini yokedersem, arar mıyım, hayır, umrumda değildir insanlar, sadece ve her zaman yanımda olan hariç. Peki pişman olur muyum, hayır, çünkü bu bir savaştır bundan sonra, ve kendini Tanrı olarak lanse eden kişiye, aslında çok küçük olduğunu kanıtlamam gerek, beni boğan konuşmalar ve istemediğim hareketler, bundan sonra yapılmayacak, bundan sonra karşımda durmalarına da izin vermeyeceğim. Bundan sonra, bugünden sonra, yarın, ve yarın başladığında, her şey, eskisi gibi, mükemmel, doğru, yüzümü güldüren ve gururlandıran türden olacak. Bunu bir savaş olarak algıladım, sen kibirli ve kendini beğenen, en büyük ve en iyisi olduğunu düşünen, tarafımdan lanetlendin, bununla yüzleşmek zorundasın ve ne yazık ki, kaçmana da izin yok. Bunu yüzümde hafif bir gülümsemeyle söylüyorum ve bu demektir ki, gerçekten kaçmana izin yok, gerçekten benimle tanışacaksın, şimdiden özür dilerim, hayır, aslında asla dilemeyeceğim.
İçimdekini yokediyorum, katı kurallarım var doğru, belirlediğim ve geleceğe uygun olarak hazırladığım plan adına, içimdekini yokediyorum, içimdekinden gerçekten nefret ettim. Son bir ses duydum kulaklarımda ve nereden geldiğini iyi biliyorum, artık bağırmıyorum ve size anlatmak istediğim hiçbir şey kalmadı. Ben sadece yaşıyorum, bu bir zorundalık değil, bunu en iyi şekilde yapmak için ayakta durduğum bir şanstır, ben iyi kullanıyorum, bu yüzden her zaman gülümsüyorum.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/10/2009 - Kriz...
Şu an burda rahatım, sinirlendiğim ve beynimi yediğim zamanları hatırlıyorum, boğucu bir hava, konuşan insanlar vardı, ama şu an burda rahatım, geçmişi düşünemem.
Kontrolümü kaybettiğim zamanlar oldu, her sabah gittiğim, her ruh halini gördüğüm o beton kokusu, beni etkiledi sanırım. Düşünecek çok şeyim vardı, düşündüklerimin değişmesini kaldıramıyorum. Yanımdakilerin değişmesini, gördüklerine göre şekil almasını da istemiyorum. Kendimi kaybediyorum, sabır ve sakinlik, derin düşünceler, yokoluyor, basitleşiyorum orada. Hiçbir şey aynı kalmayacak, her gün değişiyorsunuz, size anlam veremiyorum. Aptalca suçlayamam sizi, değişmeye ve öğrenmeye mahkumsunuz. Acaba kendimi kaybettirebilir miyim, gerçekten uzaklaşabilir miyim diye boş bir noktaya bakarken yakaladım kendimi, gerçekten kararsız ve korkuyordu. İşler daha da kötüleşirse, kontrol ettiğim en küçük ayrıntılar bile elimden kaçarsa, gerçekten gidebilir miyim diye sinirleniyorum. Kendimden korkuyorum bazen, içime attığım çok şey oldu son günlerde, üstelik çok çabuk oldu, her şey, hatırladığım bir süre, kendimi kaybettiğim zamanlar...cümlenin sonunu getiremiyorum, çünkü sonunda nefretimi döktüğüm tozlu yapraklar var, o yaprakların hepsini yırtıp atmak, unutmak da istiyorum. Geçmişimden kaçamam, geçmişimde kaybettim çünkü, en zayıf noktamdı kayıplar, hala öyle. Sadece, bu sefer kaybetmemeyi öğrendim, çünkü insanların çok daha güçlü olmaları gerekiyor bu sefer, eğer beni yoketmek için oynuyorlarsa. Gerçekten, kendime zarar verebilir bu kriz ortamı, ben bu sefer beynimi yiyip bitirebilirim, benden geriye kalan son şey de gider o zaman. Asla düşünmezdim fazla, ve asla ilgilenmezdim insanlarla. Sempatik oldum her zaman, her sorunun, bir çözümü vardı. İnsanların neden psikologlara gittiğini merak ederdim, onlara çok zayıf oldukları için gülerdim. Şimdi ben mi kendimden nefret edeceğim, şimdi ben mi kendimi boş verip hayattan nefret etmeyi seçeceğim...asla, hayat her zaman güzeldi, çünkü bizim içindi, özeldi. Yanımdaki en iyisiydi, çünkü benimdi, mükemmeldi. Ben en güçlüydüm, çünkü asla geri adım atmadım, içimde güçlendi. Size gülebilirim, çünkü sinirlenip benden korktuğunuz zaman da, ben ne yaptığımı iyi biliyorum.
Evet...beni teselli etmeyeceksiniz, çünkü asla melankolik olmadım. Benimle sorunlarım için asla konuşmayacaksınız, çünkü asla sorunumu size getirecek kadar uzun tutmadım. Bana hayatın aptalca ve boş olduğunu, bu pozitif bakış açısının nerden geldiğini tekrar soramayacaksınız, çünkü artık sizinle ilgilenmiyorum.
Ben sadece, her şeyin en derin halini algıladım. Sürekli değişen bir ruh halim vardı, yine de kontrol altına aldığım. Hep istediğim şey olduğunda, daha da fazlasını istediğimde, bencil olmayı bıraktım. İnsanoğlunun aptalca düşüncelerle boğuştuğu ve küçük bir hediye için birbirlerine zarar verdiklerini öğrendim, ardından yaşamımızın bir oyun olduğunu, herkesin bunun farkında olduğunu, ancak direkt olarak insanları etkilemediği için kimsenin bir şey yapmadığını öğrendim. Anlamıyorsunuz, zor durumda siz olmadıkça, gerçekten boku yediğinizi anlamadıkça, hiçbir şey yapmayacaksınız. Sizin için uzak ve saçma ihtimaller var, sadece birbirinize bakıp berbat durum senaryoları üretiyorsunuz, ne kadar kötü olacağını söylüyorsunuz...gariptir ki, sizi asla bir şeyi güzel yapmak için konuşurken görmedim, düşünürken de görmedim, harekete geçtiğinizi hayal bile edemedim. Yaşadığım ülkenin en güzel ülke olduğunu öğrendim, bunu kaldıramayanları ve yediremeyenleri gördüm, halkımın çırpınışlarına tanık oldum ve herkesin sonu bildiğini, ancak harekete geçmediğini anladım. Ben bunu bir savaş olarak algıladım, geçmişimle yüzleştikten sonra geriye gitmeyi yasakladım kendime, geçmişe dönerim diye. Ben sorun yaratmadım, benim için sorun yoktu, çözerken zevk aldığım problemler oldu, kaybedilemezdi.
Hep güldüm, inadına...ayakta olacağım ve güleceğim, inadına. En büyüğünüzü bekliyorum karşıma, inatla.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/10/2009 - Bazı Gerçekler.
Sizin yalan olarak gördüklerinizle başladı hayat, yavaş yavaş kurudu, sonra hepinizinki son buldu. Sizi çok şaşırtan bir şeye inandınız, inanılmayacak derecedeyken üstelik, ilginizi çektiği derecede akıp gittiniz. Zayıf noktalarınız var, hepinizin benzer derecede acı çektiren bir umudu, bir beklentisi, sizi ağlatan duyguları var. Acı çektiniz bilmiyorum kaç kere, sonra büyüdünüz, aynı acıyı, aynı derecede tekrar çekmemek için. Her şey yolunda gözükür sizlere, bu dağınık ortamda. Herkes, her şeyin farkındadır, ama kimse, hiçbir şey, yapmaz. Çünkü sizi aşar yapmak istedikleriniz, gerçekten görmek istedikleriniz, çoğu insan, gerçekten istediği şeye ulaşamaz, bir ütopyadır o, sizler için. İnsanları umursamayın, hepsi sadece...çok küçük.
Benim çok küçük olduğumu görmemle başladı hayatım, asla düşüncelerim aynı kalmayacaktı, değişecekti bedenimle, kendi kendimi arayacaktım. 9 aydır çekmediğim yalnızlık gelirdi belki, çekmediğim ya da unuttuğum acı yakardı kalbimi, nefret ettiğim halde, kimi zaman, üzerine yürüdüğüm halde. Sinirime hakim olamıyorum, az önce kanıtladım. Haklıydım, ama bir o kadar da haksız, ama devam etmeliydim, son derece sabırsız. Ben sabırsız olmak da istememiştim aslında, yüzümde bir gülümsemeyle, kimsenin beni yıkamayacağını kanıtlamak istemiştim. Bzı gerçekler öğrendim zamanla, insanların zayıf noktalarının üzerine bastım, onların yaralarını deştim, çoğu için bir kardeşten de öteydim. Neden mi? Onlara istedikleri şeyleri söyledim, benimle umut buldular, sonra onlara gerçekten olmayacağını anlattım, çelişkide kaldılar, beraber ağladım. Kafam dağınık, bir sigara eşliğinde geçirdiğim vakitler tükecenek yakında, düşündüğüm çok şey var, bir plan kurmalıyım. Tanrı tarafından bana gönderilen bir güzellik var, onun suratının ortasına haykırmalıyım, genelde ve her zaman, bunu yapmıştım, şimdi tekrar yapmalıyım. Anlamıyorum, onun düşünmediği çok şey var, ama anlatamıyorum, böyle saçma ve berbat işte. Bilmeyecek asla benim öngördüklerimi, kendimi nasıl yiyip bitirdiğimi, sildim hepsini...aslında, en iyisiydi yaşamım.
Zamanla güzel kız, zamanla anlatıyorum hepsini, teker teker yüklemiyorum her şeyi. Ufak bir ara istedi benden şimdi, yine kendine zaman ayrılması için. Bzen her şeyi boşluyorsunuz değil mi, sizin sıkan bir olay olduğu için? Çok mu asi görünmek için, yoksa silmek istediğiniz şeyler yerine hepsini bir anda silmek mi istediğiniz, bilmiyorum, siz de bilmiyorsunuz. Çok duygusalsınız bazen, en küçük bir harekette, hayattan aldığınız ısı, anında kaybolabiliyor. Peki bu, insanların size ilgi göstermesi için mi, yoksa mazoşist olduğunuz gerçeğiyle yüzleşeyim mi, bunu da bilemem, sadece sizin bu soruları kendinize sormanız için biraz yardımda bulunmak istemiştim. Bu yazıyı şu an yazıyorum, kendi ve sizin gerçekleriniz, davranışlarınız hakkında. Ama, gelecekte bu gerçekler, yerini başkalarına bırakabilir, siz bu gerçekleri reddedip bana kahkaha atabilirsiniz, ya da sonunda, her zaman olduğu gibi boynunuzu büküp düşünmeye çalışabilirsiniz. Bir sonraki hareketini biliyorum, seni veya sizi, artık iyi tanıyorum. Her zaman olduğu gibi, her şeyin başlangıcında, ilk tanışmada özellikle, bakış açınız farklıdır. Sonradan şekillenir ve ne kadar sen kendine inkar ediyor olsan da insan, tüm düşüncelerin, değişmek zorunda baştan.
Benim nelerden nefret ettiğimi bilip de tekrar yapma, her şeye en baştan başlamış gibi, beni az önce tanımış gibi, kısacası, beni tanımıyormuş gibi. Senden nefret etmeme izin verme, izin ver, seni yanıma yaklaştırayım, eskisi gibi yoketmeme izin verme kendini. Asla, ve asla, karşımda geri adım atma, haklıysan, beni yoket, lütfen. Ciddiye alma, olasılıkların ne kadar olduğunu ikimiz de iyi biliyoruz, bu paragrafın kime olduğunu sen de ben de, gerçekten iyi biliyoruz. İçimdeki aptal yaratık, dışa vurduğunda kendini, onu içeri sokmak için yardımına ihtiyacım vardı her zaman. Benim duygusal ya da kötü karakterli bir maskem olmadı asla, beni ne şekilde istediğine bağlı olarak değişti karakterim. Karakterim aynı kaldı ama, beni değil, kendi yaratmış olduğun beni gördün. Kendi içine doğrult aynanı, bana ne yaptığını iyi gör, gerçekten anlamadan da, ordan dışarı çıkma. Attığımız her adımda, senin de payın var, senin de gerçeklerin konuştu kimi zaman, benim saygı gösterdiğim. Ancak, yan bastığım her adımda da, senin payın var, ben gerçeklerimi konuşturmak zorunda kaldım her zaman, gerçekten doğru olduğuna inandığım için. Sana söylediklerime iyi bak, onları senin için yarattım, çok istediğin geleceği kurmak için yarattım, benim istemediklerimi, isteme, biz ne istersek değişir, çünkü bizdir artık adımız, kişiliklerimizin tek başına konuşmasına gerek yoktur.
Ve insanoğlu...insancıklar. Asla ve asla, ne kadar berbat olsanız da, her ne kadar diğerleri sizi bitirmek ve ayakları altında yoketmek istese de, kimsenin size çirkin olduğunuzu söylemesine izin vermeyin. Sen kimsen, gurur duy, çünkü başkası olmayacaksın. Sen kimsen, onunla yaşa, çünkü başkası olamayacaksın. Eğer berbatsan bile, bunun en iyisi ol, ve kimsenin, asla...sana çirkin olduğunu söylemesine izin verme.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/9/2009 - Ağlayan Surat.
Benim deli damarım ve gözyaşlarımın hikayesi. Duman eşliğinde ve buğulu bir cam bana bakan, ağlayan surat gözükürken camda, düşündüm sadece. Hangi boka gidiyorum şimdilik...
İnsanların aptal ve hüzünlü hikayeleriydi ilgimi çeken, onlara yardım etme isteğiydi içimden taşan, sonunda kendimi bulan. Onların hikayeleri canlanacak belki de gözümde ve yayılacak bedenime sakince. Hepsini teker teker mi yaşayacağım, yoksa toplanıp üstüme mi çullanacaklar acaba. Depresif bir ruh hali ve belki de çoktan depresyondayım. Tek düşündüğüm bir kişi, ve oydu beni yıkan, vardan yok eden, gerçekten.Bana karşı yönetilen haksız cümleler, kalbime giren ve bir iniltiye sebebiyet veren sözcükler...ölüm kokusu alıyorum, çıkan can benimki olmayacak asla, kendimi öldüremem, içimdeki burukluğu, öldürebilirim o beni öldürmeden.
Hassasiyetin doruklarında çıktığım bu yolculukta, kafamı çevirip baktığım yerde, aklımda bir çift söz var, beni umutlandıran, ışığa götüren. Gerçekleşmesini dilediğim onca düşüncenin arasında, en fazla istekli olduğum bulmalı beni, Tanrı da yardım etmeli, ben kendime yardım edemezsem. Asla diye haykırdım kaç kere, hayatın aptal sınavında başarısız olan ve gülmek için pek nedeni olmayanlar için, onlara bir darbe de benden gelmeyecekti, sormak zorundayım sana...neydi seni, benim üstüme gönderen? Asla ezilmedim etrafınızda, cüsseleriniz altında güneşi kaybetmedim, söylemleriniz sonucunda hayatıma küsmedim. Güzel olmadığımı söylediklerinde, hayatımın, yüzlerine tükürmeyi seçtim. Bu şekilde yaşadım, gücün doruklarında, keskin bakışların etrafında. Daha da acı çekenler var her yerde, hem de her gördüğünüz yerde, onlara da baktım kaç kere, en yakın dostları oldum çoğu zaman, ancak sorun şu ki, size yapılan haksızlık, şu an bana yapılan.
Benim kontrolümde değildi, bu Dünya'mı bilmiyordunuz, konuştunuz. Sizi susturmayı seçmedim, benden gizli konuştunuz. Cevabım her zaman hazırdı ve herkesi susturacak güçteydi, sizin susmaya değil, beni tanımaya ihtiyacınız olduğunu, bugün anladım. Benim kendi Dünya'mda, hüzünlü ve sakin denize bakarken, hangi uçurumlardan geçtiğimi bilmiyordunuz, ardına saklandığım sempatik maskem, size yardım ve yataklık etti, bu sayede konuşabildiniz, bunu değiştiremedim, ancak anlamalısınız ki...tam 3 senedir aynı yerdeyim, aynı güçteyim, aynı karakterdeyim, ben değişmedim. Değişemeyecek kadar güçlüydüm, bu yüzden, sözcüklerinizi seçmediniz. Ve sen güzel kız, benimle büyüyen, hayallerimin mimarı ve efendisiydin. Onlara inanıp beni kendi kafanda değiştirdin, anlamalıydın ki, kendi kafandaki düşünceler, seni değiştirdi, seninle birlikte, beni yoketti. Sana inanamadım, herkesten beklerdim, ama sen herkes değildin, nasıl düşündün ve kendi düşüncene göre hareket ettin, beni yoksaydın, görmedin ve kaybetmek istedin. Seni suçlamıyorum, insanlar birbirinden etkilenir, başkaları da, onlardan etkilenir. Peki o zaman, ben hepinizi de etkilerim, aynı anda etkilerim. Oldukça büyüktüm gözlerinizde, sizi de büyütebilirdim, benimle birlikte. Sizi suçlamıyorum, insanlar küçülür, başkaları da sizinle birlikte küçülür. Peki, ben hepinize, eskisi gibi büyük hissettiririm.
Sen de olmasan karakalem, sen de değişmiş olsan, senden de beklemezdim. Hiç beklemezdim ki güzel kız, senin de gidebilme ihtimalini, bana söylediğin sözcüklerle örtüşmüyor üstelik. Yediremediğim en büyük şey, tercih meselen, hangi yönde yaptığın ve hangimizi seçtiğin, geleceği düşünmeden, ve geçmişte benimle geçirdiğin günleri tek kalemde unutup silmenden.
Geriye komikçe bir ağlayan surat kaldı benden, ona iyi bakın bari, olur mu? Oyun değilki bu, ben de bilirim kimin nasıl bağlanacağını, üzülerek bana geleceğini. Ancak yapmam, anlamazsan, bana anlatamazsan, ben de olmam, ve sen de olmazsın. Ancak bu surat yine de güçlü olduğunu ima eden bir bakışla dolu, yıkılmayacağını her şeye rağmen biliyor. Kendime söylediğim ve bizzat kendimi bulan sözcükler de, beni iyi hissettirmeye yetiyor. Boktan olan her şey, bir o kadar güzel kalbimde, onları türettiğim düşüncelerimde.
Gülümseyebiliyorum hala sana, ve verdiğin söze...onu iyi kullanman dileğiyle.
|
|
Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Önemli olan, Tanrı'nın bir enstürüman yaratmış olmasıdır, insan denen bir enstrüman.Ancak yarattığı müzik enstürümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır.Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel bestelerini onunla bestelemiştir.
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım cyristal janedoe1
|