TheMuder

29/12/2009 - Sonrası Yok...

Şimdi, asla ne yazacağımı bilemem. İçimden gelenleri dökmek, bunun gerçekten kolay olması lazım. İnsanın kendiyle olduğu dakikalar, kolay olmalı, sıradanlığı seçmeliydim düşüncelerimde, ne düşüneceksem düşünüp, asla fazlasını istememeliydim. Anlatmak istediğim, olayların sonrası, ama farkettim ki, sonrası bile yok.

 

Hayır hayır, hiç tereddüt yok ki, insanı en çok etkileyen kendisidir. Ama, sen sadece insansın, senin ne kadar etkileyici olduğun, etkileyici konuştuğun, etkileyici hareketlerin, önemsiz, abartılmamalısın. Bu yazdığımdan kaç anlam çıkartabilirim diye düşünüyordum, sonrasında, kendi istediğim anlamı da yokettiğimi farkettim, yanlış anladım kendimi. Aslında içimden nedensiz teşekkür etmek geliyor, yanımda her zaman varolana, onu da abartmıyorum, ancak abartmadığım zaman bile, içindeki büyüklüğü, ve büyüklüğün ne kadar sıcak olduğunu görebiliyorum. Sakın yanlış anlamayın diye tekrar söylüyorum, geleceği her zaman sevmişimdir. Çünkü her zaman değişir, tamamen elinizde tuttuğunuz bir şeydir, asla puslu ve tahmin edilemez değildir, o sizin belirlediğinizdir. Herkes neden hata yapmak zorunda, hala çözebilmiş değilim, sanırım hata yapmasak, bunun da değerini anlayamazdık. İnsanoğlu bu kadar gereksiz bir nedenden dolayı sonrasıyla ilgilenmekten vazgeçebiliyor, kaybetmeden anlayamazsınız. Benim gördüğüm kadarıyla da zaten, kimse ölmeden, yaşadığının değerini anlayamamış. Aslında biz çok büyüğüz, hani evrendeki en büyük ve en akıllı varlıklar, insanoğlu kendisi için bile çok küçük, evreni bu kategoriye nasıl sokabilirim...onu mahveden de biz olacağız.

 

Burayı seviyorum, beynimi boşaltabildiğim tek yer, kendimle iç savaşım, kendime karşı kazanmam gereken bir savaş ve herkes gibi, asla kendime dediklerimi yapmadım. Yapmak istemediğimden değil, çünkü hayat da böyle değil, insanlar sizin kendi içinizdeki savaşla ilgilenmiyor, bir kez olsun bile durup, kazanmanıza izin vermemekle birlikte, istediğiniz gibi davranmayı da reddediyorlar. Çünkü onlar da kazanmaya çalışıyor, her lanet insan, diğerini alt etmek için aptalca ve nedensiz bir savaştayken, insanların barıştan söz etmesi ne kadar da gülünç. Kimse, benim gördüğüm kadarıyla kimse, kötü olarak lanse edilmekten hoşlanmıyor, ancak herkes yavaş yavaş ölürken, herkes inkar ettiği için, suçlu ortaya çıkmıyor, sonunda da herkes ölüyor. Yaşamanızı isterdim, ancak sadece insansınız, abartılmamalısınız.

 

Ve birisi çıkar ortaya...gözleri sadece birine takılır, sadece ona bakar ve çevresinde milyonlarca insan olduğu halde, sadece diğerini algılar. Nedensiz, anlamını sorsan, yoktur.

 

Sonra her şeyin yavaş yavaş değiştiğine de şahit oluyorum ben, mesela gelecekte gerçekten de büyük değişimler varmış, hayatı yoketmeye çalışmak iğrenç olsa gerek. Ancak kurulan bu sistem, herkese göre berbat, kimse yaptığından memnun değil, her zaman şikayet edenler var, çok fazla sorun olduğu söyleniyor. Ancak ben gülümsüyorum, çünkü insanlar sorun yaratmaktan büyük haz ederler, nefret ettikleri o sistemi birileri kurdu, ve o sistemi aslında kendileri kurdu, ya bunun içinde yaşayacaksınız, ya da, sonrası yok...size karşı söylenmiş, başka bir çözüm de yok.

 

Şimdi o gözlerden sakince yaş akıyor, düşündüğü ve gerçekten varolduğuna inandığı tek insan, sadece gitti, arkasına bile baktığı görülmedi. Düşünemedi, göremedi ki, karşısındaki insanı kendi gözünde var etti, kendisi yoketmeliydi. Hayatına baktı, sonrası yoktu...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/12/2009 - Birkaç Çizik.

Ah, mutluluk bu değilse hiçbir şey olmamalı. Kanımdaki adrenalin, sabredemeyeceğim ve dizginlemeyeceğim heyecan, coşku, neden...bilmem, ama söyleyeceğim tek bir şey var, bunu seviyorum.


Aldığım notlar, beynime söz geçirme çabam da varoldu. Ben hep bunu yaptım, kendime küçük notlar aldım, unutmamak için. Ayrıntıları ekledim, beynime hatırlaması için sebep verdim, bir bakıma, ona yardımcı oldum. Hayatımdan memnun muyum ki, bir korkak olduğum zamanlar hala var, o zamanlarda kendi kendimi korkutmak kadar salakça bir şey olmadığını haykırırdım kendime, hala haykırıyorum. Ancak görmek istediğim nedenleri artık o kadar da düşünmediğimi farkettim, sanki biraz basitleştim, korkumun nedeninin asla sorgulamadım, ancak karşıma çıkmasından nefret ettim her zaman. Bilin bakalım, bir daha karşıma çıkmayacağını. İnsan, istediği şeyi kendisi de duymalı, önce kendisine söylemeli, sadece düşünmekten vazgeçip, haykırmalı, herkes duymalı. Ancak bu şekilde, kendime söz geçirebildiğimi farkettim, kendime haykırarak, sanki onunla kavga ediyordum. Gariptir ki, sanki içimde başka bir şey varmış gibi, inatla ısrar ediyordu, karşı koymaya çalışıyordu. Onu yendim, bir bakıma kendini yenmek gibi algılansa da, asla içimde olduğunu bildiğim ve bir o kadar da nefret ettiğim şeyin ben olduğumu düşünmemiştim, bir an bile. Bu çok saçma bence de, muhtemelen gülüyorsunuz. Ben her kelimeyi yazarken kahkaha atıyorum, benim arkamda kaldınız. Bu arada, ben delirmedim, sıradan bir insandan daha iyi ruhum, beynim de öyle, hatta bana ait her şey. Bunu, sanırım düzenime borçluyum. Ne kadar da yokedilemez bir düzen yaratmışım ben, her şeyin basitçe karşıma çıkmasını istiyorum, uğraşmak istemiyorum, düzene her gün ve her saniye, yeni bir şey katılmasını asla istemezdim. Ben sanki koşuyorum, zaman bu kadar da limitli olmamalı, sanırım öyle değil de. Bunu da düzene borçluyum, tahmin ettiğim süre içerisinde bir şeyi yapmazsam, düzen aksar, plan bozulur, ayrıntıya tekrar şeytan karışır. Mesela ben, bunu neden yazdığımı bilemem asla, sadece canım istedi, kalın ve boğucu bir dumanın altından, bu satırları okumayı seviyorum.

Sanırım, her insan gibi sorunlu olduğum bazı noktalarım olduğunu inkar edemem. O kadar derin ve göremeyeceğim kadar puslu ki, inkar etmek isterdim, inanmamak, olmadığını varsaymak. Ancak burda başka bir olasılık devreye girer, ben kendimle ilgili bir noktayı sevmiyorsam ve o noktayı inkar ediyorsam, kendime yalan söylerim, öyleyse insanların neden bu noktaya baskı uyguladığını da göremem. Henüz birkaç ilk yaşadım, daha birçoğunu yaşayacağım. Her zaman düşündüğüm, ancak bir noktaya varamadığım başlı başına bir dert var. Sanırım gelecekten korkuyorum, bu garip, çünkü gelecek benimdir, ben yaratırım ve ben hangi şekilde değiştireceğime karar veririm. Sanırım, adımlarımı sayarken, henüz küçük olduğumu göremedim. Gelecek diye yaradılan ve varolan bu devasa şeyin, her insan gibi beni de etkileyeceğini anlayamadım. Ancak korkmamam gerek, kendime verdiğim birçok söz arasında, kimsenin benim başımı yere değdiremeyeceği de yazılı, bu altın sayfaları başarısız olarak kirletemem, kendime saygım var çünkü, öyleyse gelecekte de varolmalıyım. Ancak, herkesin beklentilerine göre değişim yaşanır, kimisi gerçekten sever, ama anlatmaya çalışıyorum, benim düzenimde buna yer yoktu. Kurduğum planlarda değişim olmamalıydı, tekrar yaratmak zorundayım, her zaman yaptığım gibi, yaratmaya başlamalıyım. Bilemeyeceğim tek gerçek, sonum olmalı, o da, yalan olmalı.

Basit yanlarımdan nefret ediyorum, açıkçası insanların doğasından anlamam sayesinde kurtuluyorum bir çok şeyden. İnsanlar asla birbirlerini düşünmezler, sizin ne yaptığınızla, siz ilgilenebilirsiniz, ancak insanlar farketmez. Ah, küçük insancıklar o kadar dikkatsizdirler ki, ne yaptığınızı görmezler bile. Bu yüzden her hareketinize asla dikkat etmeyin, büyük sonuçlar yaratmaktan kaçının ve onları görmezden gelin, onlar sizi görmüyor bile. Güvenim de kaybolmuş olabilir, kendime bu kadar güvenirken. Ancak sanırım ve büyük ihtimalle, içimdeki en zor en güzeldir isteği kaybolmak üzere, zordan asla kaçamazsınız, bir hata yaptım evet, hiçbir şeyin basit olamayacağını unutarak.

Yine de, bu türü severim, insanları. Onların yanımda olmasından hoşlanırım, sessizliğimle tekrar doğsam da, yalnızlıktan nefret ederim, etmek zorundayım, davranışlarınızı gözlemlemek hoşuma gidiyor, ne yaptığınızı, neden yaptığınızı, konuşmalarınızı. Eskisi gibi değildi hiçbir şey, ancak eskisinden daha güzel yapmalıyım. Sizi yönetmek, bana huzur veriyor. Ancak, bir şeyden kurtulmanız lazım, kendinizi kanıtlama çabanızdan. Gerçekten o kadar salağın içinde, onlardan daha akıllı bir salak gibi gözükmüyorsunuz, hayır, bunu yaptığınız zaman basit bir salaksınız.

Bu sadece, birkaç çizikti, anlatmak istedim.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/11/2009 - Neden?

Açıkçası, insanoğlunu anlamak asla bir amaç değildi. Ne yaptığınız, neden yaptığınız ve sonucunda ne görmek istediğiniz...ilgilenmedim açıkçası, ancak içinde buldum kendimi, sanırım bu bir zorundalık. Her şeyi, yaşayarak öğrenmen gerekir, kimse sana bir şey dedi diye, ona inanma. Dediklerine inanabilirsin, ancak onlar dedi diye değil, ilerde kendin demek istediğin için. Kısa ve temiz bir soru sormak istiyorum, sizin davranışlarınızın, elbette mantıklı bir açıklaması var, benimkilerin de öyle. Her ne kadar benimkiler oldukça saçma gözükse de, gerçekten anlatmak istediğim bir şey var bu gece. Sanırım, bu gece, aslında bu ay ışığı, benim gördüklerimi göstermiyor size, ben bunu açıklamak için yazmaya karar vermiştim tam 1 sene önce. Neden? Ben sadece basit bir insanım, hayatta herkesin basit olduğunu düşünen basit bir insanım üstelik. Eşitlik bu yüzden varolmalı, insanlar abartıldığı için diğerleri daha küçük. Kimsenin küçük olmayacağını ve olmadığını biliyorsunuz elbette, uygulamaktan kaçınmadığınız halde. Ben sadece, insanların yaptıklarından ve söylediklerinden dolayı yargılandıklarını düşünürüm, ve işte, ben bu yüzden basit değilim. Yeterince yüzeysel bakıyorsanız sizin kadar basitim, daha da yükselirseniz karşımda, daha da basitim, ancak biraz derine inerseniz, asla basit değilim.

Asla konuyu anlamayacaksınız, çünkü asla tek bir konu seçmiyorum. Bakın, işte bu bir bakış açısı, sizin yanlış bakış açınız. Üstelik ben, bir sistem adamıyım. Bir düzenim var, uzun zaman dilimlerini kapsıyor. Her adımımı, ona göre atarım. Siz monotonluktan nefret edersiniz, bana koca bir gün içerisinde, dün yapmış olduğunuz şeyleri gösterirsiniz, dün yapmış olmadığınız şeyleri görmezsiniz ancak. Bugünün, yarından her zaman farkı vardı, sen yarın ölebilirsin. Ben bugün, bu yazıyı yazıyorum, dün ya da yarın değil. Düzenden nefret edersiniz, evet. Her şey aynı giderdi öyle olsa, bir sistem olsa, basit bir sisteminiz var hayatta kalmak için, ancak gerisi, hayatın size neler getireceğiyle alakalı. Sıkıcı, değil mi? Asla sıkıcı değildir. Neden mi? Çünkü asla, geçmişte yaptığınız birkaç doğru hareketten dolayı, yüzünüze sıcak bir gülümseme yayıldığını bilmezsiniz. Siz burda olmazdınız, tek bir hareketi yanlış yapsaydınız. Bu kadar düzenli, ve birbirini tetikleyen olayın içerisinde, bana sıkıcı olan şeyler anlattınız, hayatı görerek öğrenmek istediniz. Öyleyse, Dünya'nın en büyük yalanına hoşgeldiniz. Hayat size bir şey göstermez, bu evren asla basit değil çünkü. Size bir şeyler öğretmek, sizi kendi içine sokmak ve hayatınızı bir parça olsun iyi yapmak için bir nedeni yok çünkü. Hiç kararlarınızdan memnun olmadığınız oldu mu? İşte, o zaman öğrenirsiniz. Şu an, görmeniz gerek, bunda hayatın bir parçası yok, evrenin hiç yok. Evren sizsiniz, hayat da siz, siz yaptınız, ve siz pişman oldunuz, öyleyse evrenin ve Tanrı'nın verdiğiniz kararlarda bir payı yok. İnsanoğlu, bütün suç, her zaman kendinizdeydi. Aptal ölüm hikayeleri, sizin ürününüz, birkaç kişi acı çekiyorsa, sizin yüzünüzden. Anlamalısınız, size her zaman kötüye gittiğiniz söylenir, sizi batırırlar. Neden? Çünkü, daha fazlasını görmenizi istemezler. Basit bir hatadan dolayı yargılanırsınız, tüm suç üzerinize atılır ve telafi etmeniz istenir. İşte sizden bu istendiğinde, sizler birer köle olursunuz. Size, ne yapmanız gerektiğinizi söyleyenlerle dolu etrafınız, onlar en doğrusunu mu yaptı sizce? Asla en iyisini yapıp yapmadıklarını bilmiyorsunuz, neden inanıyorsunuz, düşünmelisiniz. Size ne yapmanız gerektiğini söyleyenlere cevap vermeyin, çünkü eğer cevap verirseniz, onlar kazanır...ve siz, asla neler yapabileceğinizi bilemezsiniz.

İnsan dolu bir odaya girdiğinizde, neden kendinizi kanıtlamak istersiniz? En büyük asla siz değilsiniz, çünkü, herkes aslında en büyük olmaya çalışır, herkes kendisi için, en büyük olmak zorundadır. Bu düzeni işletenlere birkaç sorunuz var elbette, düşünmek istiyorsunuz. Ancak, o gün geldiğinde, soramayacağınıza eminim, öyleyse, konuşmanız asla bir çözüm değildir. Konuşmak, tek başına bir hiçtir, evreni değiştiren, yaptırımlardır, yaptıklarınızdır. İnsanlar konuşur, bu şekilde anlaşırsınız. Kimse konuşabildiği ve sizi etkilediği için bir hiç olmaktan kurtulamadı, çünkü, asla konuştuklarının ötesine geçemedi. Ben, size bunları söylüyorum, sadece ben söyleyebilirim.

Neden? Çünkü, ben bir hiçim. Hiçlik ve büyüklük arasındaki fark, yaptırımlardır. Siz, aslında anlattıklarım yüzünden etkileniyorsunuz. Bu ve diğer yazılar, bir hiçtir. Asıl önemli olan, ve beni bir hiç olmaktan kurtaran, yaptıklarımdır. Tam olarak bu yüzden asla bir hiç olmadım kendim için, evet, yapabildiğim için.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - Serzeniş.

Aslında o da değil, ne olduğunu bilmiyorum gerçekten, rahatlamaya mı ihtiyacım var, yoksa ne yapacağımı bilmiyor muyum, ya da her şey eskisinden daha güzel, evet, daha da güzel.

İnsanların çoğu, hayatları boyunca çok akıllı olduklarını düşünüp hiçbir şeyin onları yıkamayacağını ve düzenlerini değiştiremeyeceğini iddia eder, her şeyi gördüklerini ve görebilecekleri şeylerin, onların altında ezileceğini sanırlar. Aslında hiçbiri olmaz, hayat değişir, aptalca bir savaşa atılmak için hazırlanırsınız, hayatta kalma savaşı. Benim serzenişim bunlara değil, insanların bencil olmasına, bencil olarak bizim farklı şeyleri zor yollardan görmemizi sağlamalarına, herkese ve hepsine, benim durup düşünmeme sebep olacak herkese. Bunda son derece haksızım, gerçekten biliyorum, çünkü aynı zamanda bunu yapan insanlar, neden ve nasıl yaptıklarını da bilmez. Bu yazıyı yazma amacımı bilmediğim gibi, az önce okudğum ve etkili olmaya çalışan birisinin dudaklarından dökülen ve benim gözlerimde canlanan kelimeler gibi, asla etkileyici olamayacak, kibirli o ve onun birçok benzeri gibi. Şu an hayatı öğreniyorum, öğrenmek istiyor muyum, kesinlikle evet, ancak kontrol etmek de istiyorum. Bir sürü düşünce akıp geçerken ve ben, içlerinden en doğru ve gerçekçi olanları seçip sizlere uyarlarken, ne yapmam gerektiğini öğreniyorum. Aslında basit değil her şey, bugün ne konuştuysak, yarın gerçek olmayacak, kimse dediğini yapmayacak, eminim. Herkes dediğini yapsa, düzen bozulur, kimse anlayamaz, konuşanlardan başka. İşte tam olarak da bu yüzden, biraz korktuğunuz için, biraz da aptal beyninize afrodizyak etkisi yapan şeylerden dolayı, bugün konuşulanlar asla gerçek olmayacak.

Görmek istiyorum, ne kadar dürüst ve kararlısınız, gerçekten düşünerek konuştuğunuzu varsaydığımda, bunu bana kanıtlayabilecek misiniz...İçimde beni yemek isteyen bir şey var, aslında serzenişim tam da bu yönde, bunu yoketmek istiyorum. Ben bunu yapmak zorundayım, ama sorun şu ki, ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. İçimdekini yokedersem, arar mıyım, hayır, umrumda değildir insanlar, sadece ve her zaman yanımda olan hariç. Peki pişman olur muyum, hayır, çünkü bu bir savaştır bundan sonra, ve kendini Tanrı olarak lanse eden kişiye, aslında çok küçük olduğunu kanıtlamam gerek, beni boğan konuşmalar ve istemediğim hareketler, bundan sonra yapılmayacak, bundan sonra karşımda durmalarına da izin vermeyeceğim. Bundan sonra, bugünden sonra, yarın, ve yarın başladığında, her şey, eskisi gibi, mükemmel, doğru, yüzümü güldüren ve gururlandıran türden olacak. Bunu bir savaş olarak algıladım, sen kibirli ve kendini beğenen, en büyük ve en iyisi olduğunu düşünen, tarafımdan lanetlendin, bununla yüzleşmek zorundasın ve ne yazık ki, kaçmana da izin yok. Bunu yüzümde hafif bir gülümsemeyle söylüyorum ve bu demektir ki, gerçekten kaçmana izin yok, gerçekten benimle tanışacaksın, şimdiden özür dilerim, hayır, aslında asla dilemeyeceğim.

İçimdekini yokediyorum, katı kurallarım var doğru, belirlediğim ve geleceğe uygun olarak hazırladığım plan adına, içimdekini yokediyorum, içimdekinden gerçekten nefret ettim. Son bir ses duydum kulaklarımda ve nereden geldiğini iyi biliyorum, artık bağırmıyorum ve size anlatmak istediğim hiçbir şey kalmadı. Ben sadece yaşıyorum, bu bir zorundalık değil, bunu en iyi şekilde yapmak için ayakta durduğum bir şanstır, ben iyi kullanıyorum, bu yüzden her zaman gülümsüyorum.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/10/2009 - Kriz...

Şu an burda rahatım, sinirlendiğim ve beynimi yediğim zamanları hatırlıyorum, boğucu bir hava, konuşan insanlar vardı, ama şu an burda rahatım, geçmişi düşünemem.

Kontrolümü kaybettiğim zamanlar oldu, her sabah gittiğim, her ruh halini gördüğüm o beton kokusu, beni etkiledi sanırım. Düşünecek çok şeyim vardı, düşündüklerimin değişmesini kaldıramıyorum. Yanımdakilerin değişmesini, gördüklerine göre şekil almasını da istemiyorum. Kendimi kaybediyorum, sabır ve sakinlik, derin düşünceler, yokoluyor, basitleşiyorum orada. Hiçbir şey aynı kalmayacak, her gün değişiyorsunuz, size anlam veremiyorum. Aptalca suçlayamam sizi, değişmeye ve öğrenmeye mahkumsunuz. Acaba kendimi kaybettirebilir miyim, gerçekten uzaklaşabilir miyim diye boş bir noktaya bakarken yakaladım kendimi, gerçekten kararsız ve korkuyordu. İşler daha da kötüleşirse, kontrol ettiğim en küçük ayrıntılar bile elimden kaçarsa, gerçekten gidebilir miyim diye sinirleniyorum. Kendimden korkuyorum bazen, içime attığım çok şey oldu son günlerde, üstelik çok çabuk oldu, her şey, hatırladığım bir süre, kendimi kaybettiğim zamanlar...cümlenin sonunu getiremiyorum, çünkü sonunda nefretimi döktüğüm tozlu yapraklar var, o yaprakların hepsini yırtıp atmak, unutmak da istiyorum. Geçmişimden kaçamam, geçmişimde kaybettim çünkü, en zayıf noktamdı kayıplar, hala öyle. Sadece, bu sefer kaybetmemeyi öğrendim, çünkü insanların çok daha güçlü olmaları gerekiyor bu sefer, eğer beni yoketmek için oynuyorlarsa. Gerçekten, kendime zarar verebilir bu kriz ortamı, ben bu sefer beynimi yiyip bitirebilirim, benden geriye kalan son şey de gider o zaman. Asla düşünmezdim fazla, ve asla ilgilenmezdim insanlarla. Sempatik oldum her zaman, her sorunun, bir çözümü vardı. İnsanların neden psikologlara gittiğini merak ederdim, onlara çok zayıf oldukları için gülerdim. Şimdi ben mi kendimden nefret edeceğim, şimdi ben mi kendimi boş verip hayattan nefret etmeyi seçeceğim...asla, hayat her zaman güzeldi, çünkü bizim içindi, özeldi. Yanımdaki en iyisiydi, çünkü benimdi, mükemmeldi. Ben en güçlüydüm, çünkü asla geri adım atmadım, içimde güçlendi. Size gülebilirim, çünkü sinirlenip benden korktuğunuz zaman da, ben ne yaptığımı iyi biliyorum.

Evet...beni teselli etmeyeceksiniz, çünkü asla melankolik olmadım. Benimle sorunlarım için asla konuşmayacaksınız, çünkü asla sorunumu size getirecek kadar uzun tutmadım. Bana hayatın aptalca ve boş olduğunu, bu pozitif bakış açısının nerden geldiğini tekrar soramayacaksınız, çünkü artık sizinle ilgilenmiyorum.

Ben sadece, her şeyin en derin halini algıladım. Sürekli değişen bir ruh halim vardı, yine de kontrol altına aldığım. Hep istediğim şey olduğunda, daha da fazlasını istediğimde, bencil olmayı bıraktım. İnsanoğlunun aptalca düşüncelerle boğuştuğu ve küçük bir hediye için birbirlerine zarar verdiklerini öğrendim, ardından yaşamımızın bir oyun olduğunu, herkesin bunun farkında olduğunu, ancak direkt olarak insanları etkilemediği için kimsenin bir şey yapmadığını öğrendim. Anlamıyorsunuz, zor durumda siz olmadıkça, gerçekten boku yediğinizi anlamadıkça, hiçbir şey yapmayacaksınız. Sizin için uzak ve saçma ihtimaller var, sadece birbirinize bakıp berbat durum senaryoları üretiyorsunuz, ne kadar kötü olacağını söylüyorsunuz...gariptir ki, sizi asla bir şeyi güzel yapmak için konuşurken görmedim, düşünürken de görmedim, harekete geçtiğinizi hayal bile edemedim. Yaşadığım ülkenin en güzel ülke olduğunu öğrendim, bunu kaldıramayanları ve yediremeyenleri gördüm, halkımın çırpınışlarına tanık oldum ve herkesin sonu bildiğini, ancak harekete geçmediğini anladım. Ben bunu bir savaş olarak algıladım, geçmişimle yüzleştikten sonra geriye gitmeyi yasakladım kendime, geçmişe dönerim diye. Ben sorun yaratmadım, benim için sorun yoktu, çözerken zevk aldığım problemler oldu, kaybedilemezdi.

Hep güldüm, inadına...ayakta olacağım ve güleceğim, inadına. En büyüğünüzü bekliyorum karşıma, inatla.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Önemli olan, Tanrı'nın bir enstürüman yaratmış olmasıdır, insan denen bir enstrüman.Ancak yarattığı müzik enstürümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır.Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel bestelerini onunla bestelemiştir.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    Blogcu Yardım
    cyristal
    janedoe1